Prof. Dr. Tuğrul Altan

Yaş almanın en önemli risk faktörü olduğu bir sarı nokta hastalığı şeklidir. Sarı nokta (Maküla) sarı renkli pigmentin yoğun olduğu retinanın merkezi parçasıdır ve keskin görmeden sorumludur.
YBMD’nin (Yaşa bağlı maküla dejeneresansı) erken, orta, ileri evreleri vardır. İleri evrede yaş ve kuru olmak üzere iki tipten birine dönüşebilir. İleri evre maküla dejenerasyonu görme alanının merkezinde veya yakınında bulanık görme veya kör nokta oluşturabilir. Yaş tip sarı noktanın altında anormal yeni damarların gelişmesiyle karakterizedir. Bu damarlar retina içine ve altına serum sızdırabilirler veya kanayabilirler. İleri süreçlerde bu damarlardan kalın membranlar oluşur ve retinanın dış segmentlerinde kalıcı hasar gelişir. veya kan sızdıran anormal kan damarları neden olur. Kuru tipte ise genellikle merkezi bölgenin yakınında hücre kayıpları meydana gelir ve oluşan atrofik alan zamanla merkezi de içine alacak şekilde büyür.

YBMD’nin erken teşhisi çok önemlidir. Çünkü tedaviyle görme kaybı en aza indirilebilir ve bazı durumlarda görme iyileştirilebilir. Günümüzde yaş tip YBMD’nin tedavisi göz içine yapılan ilaç enjeksiyonları şeklinde uygulanmaktadır. Bu enjeksiyonlar başlangıçta birer ay aralıklarla uygulanır ve süreçteki gelişime göre uygulama aralıkları uzatılabilir. Kuru tip dejenerasyonda da göz içine enjekte edilen ilaçlar uygulanmaktadır. Yurtdışında uygulanan bu ilaçların kısa zaman içinde ükemizde de ruhsatlandırılması beklenmektedir. Fakat bu uygulamadaki başarı yaş tipte olduğu kadar belirgin değildir.

Belirtileri

Yaş tip maküler dejenerasyon belirtileri genellikle aniden ortaya çıkar ve hızla kötüleşir. Bunlar;

  • Düz çizgilerin eğik ve kırık görülmesi
  • Bir veya iki gözdeki merkezi görme azalması
  • Tek veya çift gözle yüzleri tanıyamama, saati görememe ve okuyamama
  • Görme alanında bulanık bir nokta veya kör nokta
  • Olmayan şeylerin görülmesi (önünden kedi geçmesi gibi)
  • Ani başlangıç ve semptomların hızla kötüleşmesi

Kuru tip daha yavaş ilerler. Eğik görme dışındaki belirtiler bunda da görülür. Maküla dejenerasyonu yan (periferik) görmeyi etkilemez, bu nedenle nadiren total körlüğe neden olur.

Doktor kontrolü ne zaman gereklidir?

50 yaşından büyük tüm bireyler mutlaka göz bebeği büyütülerek YBMD varlığı veya öncü bulguları açısından muayene edilmelidir. Gerektiginde OCT, gözdibi fotoğraflaması ve hatta fundus anjiografisi incelemelerine başvurulmalıdır.

Risk Faktörleri

Bu hastalık genellikle 55 yaşın üzerindeki bireylerde görülür. Gelişme riski yaş arttıkça artar.  Doktor kontrolü önemlidir.

Sigara içmek ve sigara dumanına düzenli olarak maruz kalmak, hastalık riskinizi önemli ölçüde artırır.

Kalp ve damarlarınızı etkileyen hastalıklarınız varsa, maküler dejenerasyon riski artabilir.

Bu hastalığın kalıtsal bir bileşeni vardır. Araştırmacılar, durumun gelişimi ile ilgili birkaç gen tespit ettiler.

Araştırmalar, obez olmanın, hastalığın daha ciddi bir şekline dönüşme riskini arttırdığını gösteriyor.

Nasıl Önlenebilir?

Aşağıdaki önlemler, yaş maküler dejenerasyonunu geliştirme riskinizi azaltmanıza yardımcı olabilir:

    • Rutin göz muayenelerine önem verin.
    • Genel sağlığınız hakkında bilgi sahibi olun. Örneğin, kardiyovasküler hastalığınız veya yüksek tansiyonunuz varsa, ilacınızı alın ve durumun kontrolü için doktorunuza başvurun.
    • Sigara içmeyin. Sigara içenler sigara içmeyenlerden daha maküla dejenerasyonu geliştirebilirler. Sigara içmeyi durdurmak için yardım isteyin.
    • Sağlıklı bir kilo verin ve düzenli olarak egzersiz yapın. Kilo vermeniz gerekiyorsa aldığınız kaloriyi azaltın ve egzersiz yapın. Düzenli egzersiz yaparak ve diyetinizi kontrol ederek sağlıklı bir kiloya ulaşın.
    • Sağlıklı bir diyet seçin. Somon gibi omega-3 yağ asitleri arasında meyveleri, yapraklı yeşillikleri, fındıkları ve balığı tüketin.
    • Orta ve ileri derecedeki maküler dejenerasyona sahipseniz YBMD için üretilen Çinko, vitamin C ve E, sarı pigment (Lutein, Zeaxantin) ve çeşitli antioksidanları içeren takviyeleri kullanmak hastalığın ilerleme hızını azaltabilir.
Teşhis

Maküla dejenerasyonunun teşhisini doğrulamak için bir kaç test yapılması önerilir. Bunlar,

Gözlerinize özel bir damla damlatılarak özel bir aletle incelelenecektir. Bu incelemede YBMD’nin öncü bulgusu drusen arnır. Drusen makula dejenerasyonu olan insanlarda retinanın altında oluşan sarı renkli taneciklerdir. Bunların büyüklüğü, sayısı ve yerleşimi önemlidir.

Göz muayenesi sırasında, merkezi görüşünüzdeki kusurların test edilmesi için bir Amsler ızgarası kullanabilir. Maküler dejenerasyonunuz varsa, ızgaradaki bazı düz çizgiler soluk, kırık veya bozuk görünür.

Floresein anjiyografi: Bu test için kolunuzdaki bir damara özel bir boya enjekte edilir. Boya, gözünüzdeki kan damarlarına gider ve bu damarları vurgular. Özel bir kamera, boya kan damarları boyunca dolaşırken resim çeker. Görüntüler, anormal kan damarlarınız veya retinal değişiklikleriniz varsa gösterecektir.

Indosiyanin yeşil anjiyografi: Floresein anjiyografisi gibi, bu testte enjekte edilen bir boya kullanılır. Floresein anjiyografisinin bulgularını teyit etmek veya belirli maküler dejenerasyon tiplerini belirlemek için kullanılabilir.

Optik koherens tomografi: Bu noninvazif görüntüleme testi, retinanın ayrıntılı kesitlerini görüntüler. İncelme, kayıp, sıvı birikimi, pigment epitel dekolmanı, membran, yüksek yansıtıcılı odakların varlığını gösterir. Bu test, retinanın maküler dejenerasyon tedavilerine nasıl tepki verdiğini izlememize yardımcı olmak için de kullanılır.

Tedavi

Göz içine enjeksiyon yoluyla verilen ilaçlarla yapılır. Bunlar anti-VEGF moleküllerdir (antikor). Ortamdaki vasküler büyüme faktörlerine bağlanarak etkisiz hale getirirler. Yeni nesil bazı ilaçlar ek büyüme faktörlerini de baskılayabilmektedir. Bu enjeksiyonlar başlangıçta birer ay aralıklarla uygulanır ve süreçteki gelişime göre uygulama aralıkları uzatılabilir. Kuru tip dejenerasyonda da göz içine enjekte edilen ilaçlar uygulanmaktadır. Kuru tip için yurtdışında uygulanan bu ilaçların kısa zaman içinde ükemizde de ruhsatlandırılması beklenmektedir. Fakat bu uygulamadaki başarı yaş tipte olduğu kadar belirgin değildir.

Bazı olgularda birlikte fotodinamik terapi uygulanması tedavi başarısını artırmaktadır.

Uçan sinek, halka görüntüsü (arka vitreus dekolmanına bağlı floaters)



Sıkça Sorulan Sorular
01. Sarı nokta hastalığının belirtileri nelerdir? Hastalığı kendim fark edebilir miyim?

En tipik belirtisi, düz çizgilerin (örneğin kapı kasaları, kaldırım taşları veya televizyon kenarları) dalgalı, eğri büğrü veya kırık görünmesidir. Bunun yanı sıra okuma güçlüğü, renklerin canlılığını yitirmesi ve baktığınız noktanın tam ortasında karanlık/bulanık bir leke oluşması ana belirtilerdendir. Hastalığı evde erken fark edebilmek için “Amsler Grid” (Kareli Kağıt) testi kullanılır; ancak kesin teşhis kliniğimizde yapılacak OCT (Göz Tomografisi) ile konur.

Sarı nokta hastalığı ikiye ayrılır:

  • Kuru Tip (%85-90): Hücrelerin yıllar içinde yavaş yavaş kurumasıyla ilerler. Görme kaybı yavaş gelişir.

  • Yaş Tip (%10-15): Sarı nokta bölgesinde hasara bağlı olarak anormal ve hassas yeni damarlar oluşur. Bu damarlar sızıntı ve kanama yaparak ani ve ciddi görme kayıplarına yol açar. Kuru tip zamanla yaş tipe dönüşebileceği için hastaların sürekli takip altında olması gerekir.

Sarı nokta hastalığı hastayı tamamen karanlığa gömmez, yani çevre görüşü (etrafı görme) korunur; ancak merkezi görmeyi (baktığı yüzü görme, okuma, araba kullanma) ciddi şekilde bozabilir. Kuru tipte ilerlemeyi yavaşlatmak için özel antioksidan vitaminler, mineraller ve Akdeniz tipi beslenme önerilir. Yaş tipte ise altın standart tedavi, göz içine yapılan anti-VEGF (iğne) tedavileridir. Bu iğneler anormal damarları kurutarak görmeyi korur ve hatta erken evrede başlatılırsa görme artışı sağlayabilir.

Göz içi enjeksiyonları, ameliyathane veya steril klinik şartlarında, gözün özel uyuşturucu damlalarla tamamen hissizleştirilmesiyle yapılır. Bu sayede işlem esnasında hastalarımız genellikle hiçbir ağrı veya sızı hissetmezler, işlem sadece birkaç saniye sürer. İğnelerin kaç doz yapılacağı tamamen hastalığın seyrine ve gözün tedaviye verdiği yanıta bağlıdır; genellikle ilk başta aylık yükleme dozları uygulanır, ardından takip sonuçlarına göre enjeksiyon aralıkları belirlenir.

Sarı nokta hastalığında beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır. Yapılan klinik araştırmalar, özellikle Akdeniz tipi beslenmenin hastalığın ilerlemesini ciddi oranda yavaşlattığını göstermektedir. Bu doğrultuda; koyu yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak, kara lahana), omega-3 bakımından zengin olan balık, antioksidan içeren taze meyveler ve kuruyemişler tüketilmelidir. En kritik nokta ise sigarayı tamamen bırakmaktır, çünkü sigara bu hastalığın ilerleme riskini birkaç kat artırır. Ayrıca güneşin zararlı ultraviyole ışınlarından korunmak için dışarıda mutlaka UV filtreli kaliteli güneş gözlükleri kullanılmalıdır.

Yardıma mı ihtiyacınız var? veya sorularınız mı var?

Acil tıbbi durumlarda lütfen hemen bizi arayın.
Her zaman yardımcı olmaya hazırız!