Prof. Dr. Tuğrul Altan

Diyabetik retinopati, çağımızın en önemli sağlık sorunlarından biri olan diyabetin gözü etkileyen önemli bir komplikasyonudur. Diyabetik retinopatide, gözün ışığa duyarlı sinirsel tabakası olan retinayı besleyen ince kan damarları etkilenmektedir. İnce kan damarlarındaki (kapillerler) etkilenmenin sonucunda kan damarlarının duvarında zayıflama, geçirgenlik artışı, kanalında ise tıkanma ortaya çıkmaktadır.  Bu durum, tip 1 veya tip 2 diyabette gelişebilir. Diyabetin süresi ne kadar uzun, kan şekeri kontrolü ne kadar yetersiz ve nefropati ile diyabetik ayak gibi diğer diyabet komplikasyonları ne kadar fazlaysa, diyabetik retinopati gelişme olasılığı da o kadar yüksektir.

 

Genellikle başlangıçta hastanın farkedebileceği bir belirti vermez. Muayenede küçük damarlarda baloncuk oluşumu (mikroanevrizma), retinada kanamalar, sinir liflerinde şişme (yumuşak eksüda), ve lipid sızıntıları (sert eksüda) görülebilir. Bu patolojiler görme merkezi olan sarı noktayı (maküla) etkilediğinde görme kaybı ortaya çıkar.

Diyabetik retinopati genellikle her iki gözü de etkiler. Başlangıçta hafif olan görme sorunları, önlem alınmazsa çok ciddi kayıplarla sonuçlanabilir.

Belirtileri
  • Puslu görme
  • Görmede ve gözlük numaralarında değişkenlik
  • Düz çizgi üzerinde eğiklikler görme
  • Görme kaybı
Doktor kontrolü ne zaman gereklidir?

Diyabetin dikkatli yönetimi, görme kaybını önlemenin en iyi yoludur. Eğer diyabet hastasıysanız, görmenizle ilgili şikayetiniz olmasa bile yıllık göz muayenesi için göz doktorunuza danışmanız önemlidir.

Hamilelik, diyabetik retinopatiyi kötüleştirebilir. Bu nedenle, hamileyseniz gebelik boyunca ilave göz muayeneleri önerilir. Görmeniz aniden değişirse, bulanık, dalgalı veya lekeli hale gelirse zaman geçirmeden göz muayenesi yapılması önemlidir.

Diyabetik Retinopati nedenleri

Kanda dolaşan aşırı şeker hücrelerde hasara neden olur. Bundan ilk etkilenen de küçük damarların (kapillerler) çeperindeki hücrelerdir. Retina özel damar yapısıyla bu hasardan en çok etkilenen dokulardan biridir. Kapillerlerin geçirgenliği artar ve ve aynı zamanda pıhtı gelime riski de arttığından tıkanabilir.

Diyabetik retinopatiyi şiddetine göre iki evreye ayırıyoruz:

Proliferatif olmayan diyabetik retinopati (Nonproliferatif DR):

Erken evrede retinadaki kapillerlerde baloncuklar (mikroanevrizmalar), retinada kanamalar, lipid sızıntıları (sert eksüda) bulguları görülebilir . Daha büyük retinal damarlar genişlemeye başlar ve çap olarak düzensizleşir. Damarlar tıkandığında, erken evre ağır nonproliferatif evreye geçebilir. Retina sinir lifleri şişmeye başlayabilir (yumuşak eksüda), kanamalar artabilir. Retinanın merkezi kısmında (makula) sızıntı sonucu şişme başlarsa (maküla ödemi) görme kaybı gelişir.

İleri diyabetik retinopati (Proliferatif DR):


Proliferatif diyabetik retinopati olarak bilinen evre retina üzerinde anormal kan damarlarının üremesiyle kendini gösterir. Bunun nedeni retinanın normal kan damarlarının tıkanması ve beslenemeyen retinanın damar büyütücü bir faktör salgılamasıdır. Oluşan anormal damarlar retina yüzeyine ve göz içini dolduran camsı maddeye (vitreus) doğru büyürler. Bu yeni kan damarlarının yaptığı çekintiyle göz içi boşluğuna kanama, retinada yırtık oluşumu ve retinanın ayrılması anlamına gelen retina dekolmanı oluşabilir. Bu anormal kan damarları gözün ön kısmında da oluşabilir ve bu da göz içi basıncının artmasına neden olabilir (Neovasküler glokom). Bu da göz siniri hasarına ve görmenin tamamen kaybına yol açabilir.

Risk faktörleri

Şeker hastalığı olan herkeste diyabetik retinopati gelişebilir. Göz rahatsızlığı gelişme riskinin arttığı durumlar:

  • Şeker hastalığı süresi:  Süre uzadıkça diyabetik retinopati gelişme riski artar.
  • Kan şekerinin kötü kontrolü.
  • Yüksek tansiyon.
  • Yüksek kolestorol.
  • Gebelik.
  • Sigara kullanımı.
Tedavi

Diyabetik retinopatinin evresine göre farklılıklar gösterir. Diyabetik retinopatide tedavi edilen temel olarak iki durum ve yöntem vardır. Bunlardan biri sarı nokta bölgesine serum sızmasıyla oluşan maküla ödemidir. Bu durumda bazen belirgin bir sızdıran anevrizma varsa bunun lazerle yakılması yoluna gidilebilir. Fakat daha sıklıkla göz içine sızıntıyı engelleyen anti-VEGF ilaçlar enjekte edilir. Bu tedavi birer ay aralıklarla uygulanmaya başlanır ve yükleme tedavisi tamamlandıktan sonra tedavi aralıkları uzatılabilir. Diğer durum ise kapillerlerin tıkanmasıyla oluşan iskemi ve yeni damar gelişimidir. Bu durumda da retinanın iskemik alanlarına lazer fotokoagülasyon uygulanır. Tedaviye rağmen hastalık ileri evrelere geçebilir. Çekintiye bağlı retina dekolmanının geliştiği evrede ise tedavi cerrahidir. Diyabette sistemik kontrol çok çok önemlidir. 

Temel mesaj

Diyabetik retinopati erken dönemde belirti vermeyebilir. Kan şekerinizi, tansiyonunuzu ve kolesterolünüzü kontrol altında tutmanız, sigara kullanmamanız ve düzenli göz muayenelerinizi aksatmamanız görmenizi korumanın en etkili yoludur. Erken tanı sayesinde günümüzde birçok hasta ciddi görme kaybı yaşamadan tedavi edilebilmektedir.

Sıkça Sorulan Sorular
01. Görmem iyi. Yine de göz muayenesi yaptırmalı mıyım?

Evet.

Diyabetik retinopati uzun süre hiçbir belirti vermeden ilerleyebilir. Görme bozulduğunda hastalık bazen ileri evrede olabilir.

  • Tip 1 diyabet: Tanıdan yaklaşık 5 yıl sonra.
  • Tip 2 diyabet: Tanı konulduğu anda.
  • Gebelik planlayan diyabet hastaları: Gebelik öncesinde veya ilk trimesterde.

Durumunuza göre daha sık kontroller önerilebilir.

Bu süre hastalığın durumuna göre değişir.

Genellikle:

  • Retinopati yoksa yılda bir kez
  • Hafif retinopati varsa 6–12 ayda bir
  • Orta veya ileri retinopati varsa daha sık
  • Tedavi gören hastalarda doktorun önerdiği aralıklarla

kontrol gerekir.

Kan şekeri kontrolü riski önemli ölçüde azaltır ancak tamamen ortadan kaldırmaz.

Bu nedenle düzenli göz kontrolleri yine de gereklidir.

HbA1c son yaklaşık 3 aylık ortalama kan şekeri düzeyini gösterir.

HbA1c’nin hedef aralıkta tutulması:

  • retinopati gelişme riskini azaltır,
  • mevcut hastalığın ilerlemesini yavaşlatır,
  • tedavi başarısını artırır.

Evet.

Yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol retina damarlarında hasarı artırabilir.

Kan basıncı ve kan yağlarının kontrol altında tutulması göz sağlığı açısından da önemlidir.

Erken evrelerde hastalığın ilerlemesi durdurulabilir veya yavaşlatılabilir.

İleri evrede oluşan bazı hasarlar kalıcı olabilir.

Bu nedenle erken tanı en etkili tedavidir.

Retinanın merkezi olan makülada sıvı birikmesidir.

En sık belirtileri:

  • bulanık görme
  • okumada zorlanma
  • eğri görme
  • yüzleri seçememe

şeklindedir.

Tedavi seçenekleri şunlardır:

  • Göz içine anti-VEGF ilaç enjeksiyonları
  • Kortizon enjeksiyonları veya implantları
  • Lazer tedavisi (uygun hastalarda)
  • Bazı durumlarda cerrahi

Tedavi hastanın durumuna göre belirlenir.

Deneyimli ellerde oldukça güvenlidir.

En sık görülen durumlar:

  • hafif batma
  • kızarıklık
  • birkaç gün süren rahatsızlık hissidir.

Ciddi enfeksiyon gibi komplikasyonlar oldukça nadirdir.

Hastadan hastaya değişir.

Bazı hastalarda birkaç enjeksiyon yeterli olurken, bazı hastalarda uzun süreli takip ve tekrarlayan tedavi gerekebilir.

Lazer tedavisinin temel amacı görmeyi artırmaktan çok mevcut görmeyi korumak ve hastalığın ilerlemesini önlemektir.

Göz içindeki kanama veya retina üzerinde oluşan zarların temizlenmesi amacıyla yapılan cerrahi işlemdir.

İleri diyabetik retinopatide uygulanabilir.

Tedavi edilmezse ciddi görme kaybına yol açabilir.

Ancak günümüzde erken tanı ve modern tedaviler sayesinde hastaların büyük kısmında görme korunabilmektedir.

Risk tamamen ortadan kaldırılamasa da şu önlemler büyük fayda sağlar:

  • Kan şekerini iyi kontrol etmek
  • HbA1c hedeflerine ulaşmak
  • Tansiyonu kontrol altında tutmak
  • Kolesterolü düzenlemek
  • Sigarayı bırakmak
  • Düzenli egzersiz yapmak
  • Sağlıklı beslenmek
  • Düzenli göz muayenesi yaptırmak

Hayır.

Doğrudan kalıtsal bir hastalık değildir. Ancak diyabet gelişimine yatkınlık aileden geçebilir.

Hayır.

Bilgisayar kullanmak, telefon ekranına bakmak veya kitap okumak retinopatiyi ilerletmez.

Ancak görme bulanıksa bu aktiviteler daha zor hale gelebilir.

Genellikle hayır.

Çoğu hastada ağrı olmaz.


Bu nedenle ağrı olmaması gözlerin sağlıklı olduğu anlamına gelmez.

Ani başlayan çok sayıda siyah nokta, örümcek ağı görünümü, ışık çakmaları veya görme kaybı olursa aynı gün bir göz hastalıkları uzmanına başvurmalısınız.

Evet.

Gebelik sırasında retinopati hızla ilerleyebilir.

Bu nedenle diyabeti olan kadınların gebelik öncesinde ve gebelik boyunca düzenli retina kontrolleri yaptırmaları önerilir.

  • OCT (Optik Koherens Tomografi): Retinanın kesitsel görüntüsünü alarak ödem ve yapısal değişiklikleri gösterir.
  • Floresein Anjiyografi: Retina damarlarındaki sızıntıları ve dolaşım bozukluklarını değerlendirmek için kullanılan görüntüleme yöntemidir.

Her iki yöntem de tedavi planlamasında önemli bilgiler sağlar.

Çoğu hasta düzenli egzersiz yapabilir ve bu genel sağlık açısından faydalıdır. Ancak ileri evre proliferatif diyabetik retinopatisi veya yeni göz içi kanaması olan hastalarda ağır ağırlık kaldırma, yüksek efor gerektiren ve ani basınç artışına neden olabilecek aktiviteler sakıncalı olabilir. Size uygun egzersiz düzeyi için göz doktorunuzun önerisini almanız önemlidir.

Bu hastalığın seyri kişiden kişiye değişir. Bazı hastalarda kısa süreli tedavi yeterli olurken, bazılarında uzun yıllar düzenli takip ve gerektiğinde tekrar tedavi gerekebilir. Tedavinin amacı yalnızca mevcut sorunu düzeltmek değil, görmeyi uzun vadede korumaktır.

Yardıma mı ihtiyacınız var? veya sorularınız mı var?

Acil tıbbi durumlarda lütfen hemen bizi arayın.
Her zaman yardımcı olmaya hazırız!