Prof. Dr. Tuğrul Altan

Optik Koherens Tomografi (OCT)

Optik Koherens Tomografi (OCT) Nedir?

Optik Koherens Tomografi (OCT); gözün arka kutbunda yer alan retina tabakası, sarı nokta (makula) ve görme sinirinin (optik sinir) kesitler halinde, mikron düzeyinde ve çok yüksek çözünürlükte incelenmesini sağlayan ileri teknoloji bir dijital görüntüleme yöntemidir.

Halk arasında “göz tomografisi” olarak da bilinmesine rağmen, geleneksel tomografiler gibi radyasyon veya X-ışını içermez. Tamamen güvenli ışık dalgaları (lazer ışınları) kullanarak göz dokularına hiç dokunmadan, adeta canlı bir doku biyopsisi gibi göz katmanlarının haritasını çıkarır. Günümüzde sarı nokta hastalığı, glokom ve diyabetik retinopati gibi vizyonu tehdit eden hastalıkların teşhisinde, takibinde ve tedavi başarısının değerlendirilmesinde modern tıbbın en önemli kılavuzudur.

Optik Koherens Tomografi (OCT) Görüntülemede Kullandığımız Cihaz

Klinikte NIDEK Mirante Teknolojisini kullanmaktayız.

Sunduğu Avantajlar:

  • Yüksek Çözünürlüklü Görüntüleme: NIDEK’in optik görüntüleme kalitesi sayesinde koroidal damar ağı ve yapısal değişiklikler en ince detayına kadar net bir şekilde haritalandırılır.

  • Erken Teşhis ve Doğru Aşamalandırma: Yaşa bağlı sarı nokta hastalığı (özellikle alt tipik damar değişiklikleri), santral seröz koryoretinopati ve koroid iltihapları gibi rahatsızlıklar erken aşamada tespit edilebilir.

  • Güvenli ve Konforlu Muayene: NIDEK cihazlarının hızlı çekim ve ergonomik tasarım özellikleri sayesinde hastalarımız için çekim süreci konforlu ve güvenli bir şekilde tamamlanır.

Gözünüzdeki en ufak damarsal değişiklikleri bile göz ardı etmeden, NIDEK teknolojisi rehberliğinde koruyucu ve tedavi edici çözümler sunuyoruz.

Sıkça sorulan sorular

OCT, gözün arka planındaki hücresel katmanları incelediği için çok geniş bir kullanım alanına sahiptir. Başta yaşa bağlı Sarı Nokta Hastalığı (Makula Dejenerasyonu) olmak üzere, diyabete (şekere) bağlı retina hasarları ve makula ödemi, retina damar tıkanıklıkları, retina yırtıkları/delikleri (makula holü) ve retinada zar oluşumu (epiretinal membran) gibi durumlarda ilk başvurulan yöntemdir. Ayrıca görme siniri liflerinin kalınlığını ölçebildiği için Glokom (Göz Tansiyonu) hastalığının erken teşhisinde ve takibinde hayati öneme sahiptir.

Hayır, kesinlikle radyasyon içermez. OCT cihazı, bilgisayarlı tomografi (BT) veya röntgen cihazları gibi X-ışınları ile çalışmaz. Sistem tamamen zararsız, kızılötesine yakın özel ışık dalgalarını (optik ışınları) kullanarak görüntü elde eder. Göze veya vücuda hiçbir yan etkisi, radyasyon riski ya da zararı olmadığı için hamilelerde, bebeklerde ve çok yaşlı hastalarda bile tam bir güvenle, ihtiyaç duyulan sıklıkta tekrarlanarak uygulanabilir.

OCT, tamamen ağrısız, acısız ve dokunmasız (non-invaziv) bir işlemdir. Göze herhangi bir cihaz teması olmaz, iğne veya ilaç enjeksiyonu yapılmaz. Hasta cihazın önüne oturur, çenesini ve alnını sabitleyerek cihazın içindeki küçük bir ışıklı hedefe (genellikle yeşil bir yıldız veya nokta) birkaç saniye boyunca bakar. Cihaz saniyeler içinde taramayı tamamlar. Genellikle göz bebeğini büyütmeye bile gerek kalmadan, sadece ışık taramasıyla işlem 1-2 dakika içinde bitirilir.

Göz anjiyografisi (FFA) damardan boya verilerek yapılan ve göz damarlarındaki “kan dolaşımını, sızıntıları ve tıkanıklıkları” gösteren iki boyutlu bir testtir. OCT ise damarları değil, doğrudan göz dokusunun katmanlarını ve bu katmanların içindeki sıvı birikimlerini, kalınlaşmaları veya doku kayıplarını mikron düzeyinde (milimetrenin binde biri) üç boyutlu bir kesit olarak gösterir. Dolayısıyla OCT ve anjiyografi birbirinin alternatifi değil, hastalığın hem damarsal hem de dokusal boyutunu anlamamızı sağlayan, birbirini tamamlayan yöntemlerdir.

Sarı nokta hastalığı veya şeker hastalığına bağlı göz içi kanamaları/ödemleri kronik rahatsızlıklardır ve genellikle göz içine uygulanan iğne (enjeksiyon) tedavileriyle kontrol altında tutulurlar. OCT, göz içine yapılan bu iğnelerin ödemi ne kadar azalttığını, retina kalınlığının normale dönüp dönmediğini mikron düzeyinde ölçerek bize söyler. Tedavinin gidişatını, yeni bir iğneye ihtiyaç olup olmadığını ve hastalığın ilerleme hızını objektif verilerle kıyaslayabilmek için OCT testinin hekimin belirlediği periyotlarla (bazen ayda bir, bazen 3-6 ayda bir) tekrarlanması gerekir.